Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti, bugünün müttefikleri olsa da iki devleti oluşturan milletlerin tarihi çok daha eksiye dayanıyor. Bundan 2000 yıl önce Türk milleti ile Çin milleti arasında komşuluk ilişkileri vardı. Buradan çıkaracağımız sonuç, dünün komşusuyuz.
 
Türkler ile Çinliler, bugün birbirine hoşgörü ve güzellikle bakan iki millettir. Yarın ise dünyanın yaşayacağı yeni eşitlik ve çok kutuplu dünyanın aynı tarafında omuz omuz yürüyen iki gücü olacak. Dolayısıyla Türkiye ile Çin arasındaki ilişki dün kadar bugünün, bugün kadar da yarının izlerini ve sorumluluğunu taşıyor.
 
Dünyanın iki kadim milletinin birlikte yol yürümeleri, kendi bilinçaltları ve atalar kültürünün de olağan bir sonucu. Bunun yanı sıra 1919’un Mayıs ayında Türklerin ve Çinlilerin ayağa kalkıp yeniden dünya sahnesinde yer alması ile ilgili büyük bir kesişim noktası bulunuyor:
 
Çin’de 4 Mayıs 1919’da Pekin’deki öğrencilerin ulusal hareketi başlıyor. Buradaki temel nokta, Çin’in hakkı olan imtiyazların Japonya’ya devredilmesi konusudur. Pekin merkezli öğrenci hareketi, emperyalizme karşı Çin dirilişinin simgesi haline gelmiştir.
 
Türkiye’de ise 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde Samsun’da başlayan Mili Kurtuluş Savaşı sayesinde Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ve sonra imzalanan ama Osmanlı İmparatorluğu tarafından onaylanmayan Sevr Antlaşması’nın dayattığı emperyalist hükümler, yırtılıp atılıyor.
 
Bağımsızlık ve milli egemenlik, iki ülkenin olmazsa olmazları arasında, bunu tespit edelim.
 
Türkiye ile Çin arasındaki başka bir benzerlik ise atasözü olarak kabul edilen anonim vecizeler… Çin Halk Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı Xi Jinping’in konuşmalarını incelediğimizde, hemen hemen her uluslararası toplantıda önemli bir Çin atasözüne atıf yaptığını görüyoruz. Bu durum hem Çin kültürünün uluslararası tanıtımı için araştırmacılara bulunmaz bir nimet sunarken, hem de Çinlilerin neyi neden yaptıklarını bizlere anlatıyor.
 
Dilerseniz birkaç atasözü üzerinden Türk ve Çin kültürlerinin benzerliklerini anlatmaya çalışalım:
 
Çin Atasözü: "Tek bir sütun bir evi ayakta tutmaya yetmez." (孤举者难起,众行者易趋 - Tek başına yürüyen zorlanır, birlikte yürüyen hızla ilerler.)
Türk Atasözü: "Bir elin nesi var, iki elin sesi var." / "Yalnız taş duvar olmaz."
 
Çin Atasözü: "Bin millik bir yolculuk tek bir adımla başlar." (千里之行,始于足下)
Türk Atasözü: "Damlaya damlaya göl olur." / "Azı karar, çoğu zarar" (bağlamına göre) / "Sabırla koruk helva olur."
 
Çin Atasözü: "Aceleci olup hızlı sonuçlar bekleme ve küçük menfaat peşine düşme." (Konfüçyüs)
Türk Atasözü: "Acele işe şeytan karışır." / "Keskin sirke küpüne zarar."
 
Çin Atasözü: "Büyük bir ülkeyi yönetmek, küçük bir balığı kızartmak kadar hassas bir iştir." (治大国若烹小鲜)
Türk Atasözü: "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." (Şeyh Edebali)
Analiz: Yönetimin dikkat ve özen gerektirdiği, aşırı müdahalenin zarar verebileceği vurgulanır.
 
Çin Atasözü: "Eğer biz insanlık olarak doğayı hayal kırıklığına uğratmazsak, doğa da bizi hayal kırıklığına uğratmaz."
Türk Atasözü: "Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur."
 
Çin Atasözü: "Fırtına ve yağmur görmeden gökkuşağını göremezsin." (不经历风雨,怎么见彩虹)
Türk Atasözü: "Cefa çekmeyen sefa süremez." / "Zahmetsiz rahmet olmaz."
 
Çin Atasözü: "Depolarda yeteri kadar yiyecek varsa halk görgü kurallarını bilir; karınları doyar ve giysileri olursa onur ve utancı bilirler." (Guanzi)
Türk Atasözü: "Açın imanı olmaz." / "Tok, açın halinden anlamaz."
 
Çin Atasözü: "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma." (己所不欲,勿施于人 - Konfüçyüs)
Türk Atasözü: "Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma." / "Komşuna etme, komşun da sana etmez."
 
Dünyadaki egemen sistemin bizleri ahlaksız olmaya teşvik ettiği, ortak toplum bilinci yerine bireysel ve geçici mutluluklara heveslendirdiği bir düzlemde, Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin ekonomik olarak ilerlemesi önemli, evet. Ancak ekonomi ilişkilerinin hangi temelde sürdürüleceği ise iki milletin kadim kültürlerinden gelen davranış alışkanlıkları, karşılıklı güven ve anlayış ile şekillenir.
 
Türkiye ile Çin, ahlaksızlığa karşı ahlakı, köksüzlüğe karşı kadim kültürü, kötülüğe karşı iyiliği tavsiye eden, hatta tavsiye etmekle kalmayıp bunu hayatına uygulayan tertemiz insanların iki ülkesi.
 
Dünya hak ve hukuk kavramları, bu değerler üzerinde yeniden yükselecek.