Geçen hafta Pekin’den akan veriler, Ankara’da iyimserlikle okunması gereken bir tablo ortaya koyuyor. Çin’in 1 Mayıs tatilinde kaydettiği 1,52 milyar bölgeler arası yolculuk, 325 milyon yurt içi seyahat ve 185 milyar yuanlık harcama, Asya motorunun tam gaz çalıştığını gösteriyor. Bu motor güçlendikçe, Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki köprü konumu daha da değerli hale geliyor; Çin için Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına açılan kilit kapı; Türkiye için Çin ise küresel büyümenin tek başına %30’undan fazlasını üreten vazgeçilmez ortak.
Vizesiz girişlerin yıllık %14,7 artması ve Ctrip’in beş yılda 200 milyon yabancı ziyaretçi hedefi, Türkiye’nin Çinli turist pazarında alacağı pay için elverişli bir zemin oluşturuyor. İstanbul, Kapadokya ve Antalya, Çin’in orta-üst gelir grubu için artık Avrupa rotasının doğal başlangıç noktası konumunda. THY’nin Çin uçuş ağındaki genişleme, MICE turizminde potansiyel ve Müze Kart benzeri kültür ürünleri, önümüzdeki sezonda somut kazanca dönüşebilir. Çin’in iç tüketim canlılığı ayrıca küresel emtia talebini sıcak tutarak Türk ihracatçılarına nakliye, demir-çelik ve tarımsal ürünlerde daha geniş bir manevra alanı sağlıyor.
Haftanın stratejik başlığı, 14-15 Mayıs Trump-Xi zirvesi ile Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin örtüşmesidir. Çin’in Pekin’den çıkacak diplomatik adımlarla enerji güzergâhlarını çeşitlendirme arayışı, Türkiye’nin Bakü-Tiflis-Ceyhan hattını, Akkuyu’yu, TANAP’ı ve Karadeniz-Boğazlar koridorunu yeniden ön plana çıkarıyor. Hürmüz alternatifi her güçlendiğinde Anadolu coğrafyası fiyatlanır; bu hafta da öyle oldu. Çin’in 53 Afrika ülkesi için sıfır tarife politikası ve İran petrolünde ABD yaptırımlarına meydan okuyan tavrı, Türk müteahhitlik ve lojistik sektörlerine Afrika ve Orta Asya hatlarında ortak iş yapma fırsatları sunuyor.
Sanayi cephesinde tablo Türkiye için belki de en parlak olanıdır. BYD nisanda yurt dışına 134 bin araç sattı, Chery’nin ihracatı yıllık %102 artarak rekor 177 bin adede ulaştı. BYD’nin Manisa’da kurmaya başladığı tesis, Chery’nin Avrupa pazar girişi için Türkiye’yi köprü konumlandırması ve CATL’ın 735 milyon dolarlık sodyum-iyon pil yatırımı küresel tedarik zincirinde açtığı yeni hatlar, Türkiye’ye batarya hücresi, motor ve ileri sürüş elektroniği üretiminde ortak yatırım fırsatları getiriyor. Manisa, Bursa, Gemlik ve Kocaeli; Avrupa’nın EV merkezi olma yarışında Çinli üreticiler için doğal bir üs. Türkiye’nin Gümrük Birliği üyeliği ve nitelikli mühendis havuzu, Çin sermayesini bu hatta çekmenin en güçlü kozları olmaya devam ediyor.
Teknolojide DeepSeek’in 50 milyar dolar değerlemeyle açtığı tur, Huawei’nin 12 milyar dolarlık yapay zekâ çip gelir hedefi ve insansı robotik sektörünün ulaştığı 2,8 milyar dolarlık büyüklük, Çin’in Batılı çip ekosisteminden bağımsız bir bir ekosistem inşa ettiğini doğruluyor. Morgan Stanley, “insansı robotlar Çin’in imalat payını 2030’a kadar %16,5’e çıkarır” tezi tam da bu insanı boyutunu gösteriyor. Türkiye için fırsat büyüktür: hem Avrupa’ya hem Çin’e komşu, eğitimli mühendis havuzuna sahip, görece uygun enerji maliyetli ve Gümrük Birliği üyesi bir ülke olarak Türkiye, robotik montaj, yapay zekâ veri merkezi hizmetleri ve pil hücresi tedarikinde ortak değer zincirleri kurmaya en hazır adaylardan biri. BHP’nin yuan bazlı fiyatlandırmaya geçmesi Türk-Çin ticaretinde yuan payının artmak için zamanın elverişli olduğunu hatırlatıyor.
19. hafta, Türk-Çin ilişkisinin önümüzdeki on yılını şekillendirecek pencerelerin tam açıldığı bir an. Çin, sermayesini insansı robot, yapay zekâ altyapısı ve pil kimyası üzerinde yoğunlaştırıyor; Türkiye ise bu üç sektörün Avrupa’ya açılan en kestirme köprüsünü sunuyor. İki ekonomi arasındaki tamamlayıcılık her hafta daha belirgin duruma geliyor: Çin’in ölçeği ve teknoloji derinliği, Türkiye’nin coğrafi konumu ve pazar erişimiyle birleştiğinde her iki taraf da kazanıyor. Tatlı bir hafta yaşadık; sonraki haftalar bu dengeyi somut yatırım ve ortaklık anlaşmalarına dönüştürebilirse daha da tatlı geçecek.
Yorumlar